Sonbahar bütün ihtişamı ile sürerken biz arılarımızı kuvvetlendirerek kışa hazırlamaya çalışıyoruz. En büyük düşmanlar eşek arıları ve karıncalar. Zayıf arı olunca ne yaparsak yapalım kovana musallat oluyorlar ve arılar sönene kadar, peteklerde bal, polen kalmayana kadar kovanı bırakmıyorlar. Doğal mücadele yöntemlerini deniyoruz, kovan girişine, sehpaların ayaklarına tuz koyuyoruz, kovan girişlerini tek arı olacak şekilde daraltıyoruz. Gerektiğinde bal polen takviyesi yapıyoruz. Ama ne yaparsak yapalım işçi arı mevcudu az olunca elden bir şey gelmediğini kabul etmek gerekiyor.
Kuvvetli arılarda sorun olmuyor. Ne eşek arısı ne karınca bir şey yapamıyor. Bu da moral veriyor tabi.
Çiftlikten fotoğraflar paylaşmak istiyorum. Koyunlar doğuruyor, kuzular çok ama çok tatlı Minnak minnak oynuyorlar, birlikte yatıyorlar. annelerini taklit ediyorlar onların yediklerinin tadına bakıyorlar. Küçük olanlar çabuk yoruluyorlar. Ne de olsa bebekler daha. Anneleri otlarken bakıyorsunuz yatıvermişler. Sonra annelerini kaybedince, yada anneleri onları bir curcunadır kopuyor. Hayat ne güzel...

Televizyon izlememek, sosyal medyaya bakmamak ve yanında hayat ömrü uzatıyor

