Arılar kadar bilmek isterdim, havanın ne zaman bozacağını, ne zaman kış geleceğini, çiçeklerin açtığını, şimşeğin çakacağını, yağmurun yağacağını asla onlar gibi hissedemeyeceğiz, bilemeyeceğiz. Eskiler çiçeklere bakarmış bazı çiçekler yağmur yağacağı zaman boynunu büker, sanırım ayçiçekleri bunlardan biri ama emin değilim. Biz arıları izleyerek tahmin edebiliyoruz. Hava uygun olunca bulutlu bile olsa kendilerini dışarı atıyorlar, güneşliyken birden geri dönüyorlar. Döndüklerinde ya hava bozacaktır yada yakınlarda bir yerlerde şimşekler çakıyordur. Çok ilginç ama öyle. Bizim için kafa karıştırıcı görünse de zamanla insan adapte oluyor.
Bazı insanlar arıların her yaşta sadece belli işleri yaptığını söyler mesela 5-15 yaşta arı sütü ürettiğini söylerler yada propolis üretiminde çalışan arıların başka bir şey yapamayacağını. Ama şu gerçek ki koca kış ve erken ilkbaharda kovanda yavru arı sayısı çok yetersiz ama ana arı yaşıyor, ana arı arı sütü ile beslendiğine göre demek ki ergin arılar ana arı için arı sütü üretebiliyor ve yaşamasını yumurtlamasını sağlayabiliyorlar. Buradan şu sonucu çıkarıyoruz arılar gerektiğinde kovan içinde ve dışında tüm işleri yapabiliyor. Tabi 21 günlük yaştan büyük olmaları, ilk uçuşlarını yapmış olmaları gerek. Aksi takdirde polen ve bal getiremedikleri için gıdasız kalıyorlar, tüm koloni ölüyor.
İnsanlar kendileri hariç tüm canlıları küçümseme eğiliminde ve her şeyi biliyoruz sanıyoruz. Ama öncelik görmek, izlemek, duymak anlamak gerek. Çocuklarımıza, sevdiklerimize nasıl davranıyorsak hayatı paylaştığımız canları da aynı gözle görmeliyiz. Onlara hak ettikleri değeri ve sevgiyi vermeliyiz.